Amazon bir Türk Şirketi olsaydı (republish)

Bu yazıyı 2009’un sonunda yazmıştım, 2010 başinda da GittiGidiyor’un blogunda yayınlanmıştı. Yazılarımı gözden geçirirken, bu yazı dikkatimi çekti. 2 yıl sonra güncelliğinden birşey kaybetmediğini düşünüyorum. Onun için 2011’in son yazısı olarak, değiştirmeden, tekrardan yayınlamaya karar verdim:

E-ticaret denilince genelde insanın aklına ilk gelen başlıklar; sanal ortamda satış, güven, güvenlik, hacimler, pos oranları veya ürün kalitesi oluyor. Ülke bazında girişimcilik ve yatırımcılık konuları işleniyor. Ama gelişmiş bir e-ticaret pazarı olmak için ne online kullanıcı sayıları ne de ticaret hacimleri yeterli olabiliyor. Sonunda e-ticaret çarkı da sermaye ile döndüğünden, sermayeye ulaşan ülkelerin e-ticaret siteleri de çok daha büyük başarı hikayelerine imza atıyor.

Ufak bir örnek vermek gerekirse, Amazon’u ele alabiliriz. Amazon, kuruldugu günden beri e-ticarete sayısız yeni uygulama ile katkıda bulunmuş bir sirket. Yarattığı arama motoru olsun ya da one click buy gibi satın almayı hızlandıran ve kolaylaştıran ürün geliştirmeleri olsun, her zaman belli standartları ortaya koymayı başarmış bir şirket.

Diğer taraftan elindeki sermayeyi de çok iyi değerlendirmiş bir şirket. Kuruluşundan beri 50‘ye yakın internet şirketini satın aldığını biliyor muydunuz? En son örnek Zappos.com oldu; toplam 920 milyon dolara Amazon tarafından satın alındı. Bu örnekten yola çıkarak ne kadar yeni fikrin, geniş bir ürün yelpazesinin ve teknolojinin Amazon’a katildigini tahmin edebiliyorsunuzdur. İnsanın içinden „paranın gözü kör olsun“ demek geliyor ama bir başka şirketi satın alabilme sermayesine sahip olmak benim açımdan önemli bir rekabet avantajı. Bunun da anahtarı, bir ülkedeki sermaye alt yapısının nasıl olup olmadığıyla yakından ilişkili. Ülkemizin nispeten zayıf bir sermaye alt yapısına sahip olması, her ne kadar yatırımcılık ve özveri olsa da, bir internet şirketinin gelişmesini menfi şekilde etkiliyor. Belki Türkiye’den dünyada zirveye oynayan bir internet şirketinin çıkmamasının ana nedeni de budur. Eğer Amazon kazara Seattle’da değil de, İstanbul’da kurulmuş olsaydı, herhalde Türkiye sınırları dışında kimsenin tanımadığı, kendi yağında kavrulan bir şirket olarak ayakta kalabilirdi. Belki Amazon’un bir Türk şirketi olması sadece Kindle’in Türkiye’de de satılmasını sağlardı. Ama Amazon bir Türk şirketi olsaydi, Kindle ortaya çıkar mıydı?

Birgün Türkiye’de de internet şirketlerinin borsaya kayıtlı olduğu günleri göreceğiz. Belki bunun için yeni bir borsa yaratmamız gerekecek. Ama exit dediğimiz olanakları ülkemizde yarattığımız anda, hem dünyaya meydan okuyan şirketler ortaya çıkacak hem de yeni kurulan şirketlerin niceliği ve niteliği artacak.

Darısı Türk Amazon’ların başına…

YORUMLAR

  1. Gökhan Çeliker

    Cok degerli bir yaziydi, daha once okumus olmama ragmen bugun ile baglantilari kurmak adina tekrar okudum, tesekkurler.
    Yaziyi okuduktan sonra direk olarak Markafoni geliyor aklima. Markafoni bunlari yapmaya en yakin sirket gibi gozukuor su an, ne dersiniz?

  2. Vasfi Işık

    yıllar önce otomobil üretebilmiş, fakat,geliştirip, tamamlayıp devamını getirememiş bir ülkede ve bu kafa yapısında amazon’ un ortaya çıkması olsaydı gibi bir düşünce yılbaşında tam ikramiye ve hemde benim tam biletime çıksaydı gibi bir hayal ürününü tartışmak olur diye düşünüyorum. Sadece basit sermaye yapıları ile kurulmuş satış sitelerinin, ayağına hizmetten zevk alan bir toplumda ve özellikle bu kadar fazla giyim malzemesi üretiminde dev stoklar varken bunları toparlayıp hizmete sunmakta çok büyük başarı … İnşallah çok daha ileri noktalara gider!!!

  3. Hakan YALÇIN

    Çok güzel bir yazı , elinize sağlık Sina bey . Bende girişmiş kişilerden biriyim girişimciyim
    “giriştim” ama yazının ana temasını olan sermaye aktifinin aslında bende pasif tarafta yer alması adımlarımı hep geriye doğru götürdü. Bir sene boyunca hayatını sürdüren nefes alıp veren bir e-ticaret firmasına ufak hacimli olsa dahi sahibi olmak, tüm operasyonu yürütmek bana gerçekten çok şey kattı ve benim için bu bir e-ticaret doktorası yada yüksek lisansı kadar çok şey kattı.

    Ben insanlara e-ticaret den kesinlik ile korkmamalarını yüzlerce kez söyledim ama buranın dinamiklerinin çok farklı olduğunu da hep belirtim. Adım atmak için hep güneşin açmasını , yolların pırıl pırıl olmasını beklerseniz tüm fikirleriniz suya gidebilir. En azından kafanızda ki 10 doğrudan %60’ı ok. ise hiç beklemeyin bir yerlerden bu işe girin .

    Sina bey ‘ lerin ben ilk toplantısını hatırlıyorum ( markafoni ile ilgili ) hepimiz onlara kapalı bir sistemin Türkiye’de tutmayacağını söylüyorduk , neden üye olsun insanlar diyorduk …. bu şekilde onlarca negatif görüşün ve o toplantının ardından sanırım 2-3 sene geçti ve başarılar ve başarılılar ortada.

    E-Ticaret ‘e başlamak sadece internet üzerinden bir ürün satmak olarak düşünülüp bu dinamikler ile sınırlandırılmamalı.
    E-ticaret yapmak için sadece interneti bilmek yetmez esas olan insanı bilmektir bundan dolayı sizlere ; sadece bunu internet üzerinden ürün satmak olarak düşünüp kendi enerjinizi kısıtlamayın diyorum.

    Sevgiler

  4. Burak Arıkan

    Türkiye’de e-ticareti yerel olmaya sınırlayan bir etken olarak semaye altyapısı iyi bir nokta.

    “Teknoloji üretim kültürü”nün olmayışı da bir başka sınırlayıcı etken. Özgün teknolojiler geliştiremiyor olmak sürekli taklit üzerinden gitmek derinlerde şirketleri yerele kitleyen bir faktör. Ancak bu faktörün 2012’de değişmeye başlayacağını düşünüyorum, Türkiye’den çıkarak global anlamda özgün teknoloji ortaya koyan örnekler görücez.

    Kargo/taşımacılık ağlarının yaygın olmayışı da e-ticareti yerele sınırlayan bir etken. İstanbul’dan Van’a da Paris’e de aynı hızda ve maliyette taşımacılık yapılabilseydi telekom’da olduğu gibi durum farklı olabilirdi.

  5. Teknik Sorular

    Çok önemli ve doğru tespitlerde bulunuyorsunuz. Amazon Türkiye’de olsaydı belki yatırım alamayacağı için çoktan kapanmış olabilirdi.

  6. dating games

    I like checking your writing, Sina Afra | Observations & Thoughts on eCommerce was added to my favorites in chrome.