Detroit ve İstanbul aslında birbirine çok yakın

Geçen sene en merak ettiğim kitap Reid Hoffman’ın “The Start-up of you” kitabıydı. Çıktığı gibi okudum ve bir hikaye dışında maalesef beklentilerimin çok altında kaldığını anladım. Kitapta ilgimi çeken tek bölüm Detroit‘un hikayesiydi.

Bugün ABD’nin en fakir, en yüksek işsizlik oranlarının, herkesin kaçmak için fırsat kolladığı Detroit, 20. yüzyılın başında ABD’nin en çabuk gelişen, en gözde bölgesiydi. Tıpkı bugünün Silicon Valley’si gibi. Bugün Silicon Valley hakkında yazılanlar zamanında hepsi Detroit hakkında yazılmış. Demek ki herşey değişebiliyor diye düşünüyorum. Yarın İstanbul hakkında bugün Silicon Valley hakkında ne yazılıyorsa, yazılabilir. Dünya değişiyor ama sanki bizim bakış açımız değişmemek için elinden geleni yapıyor. Silicon Valley’de ilk kurulan şirket malum Hewlett-Packard‘ı. 1939’da Palo Alto’da kurulmuş. O zaman kimse cıkıp “burası dünyanın teknoloji merkezi olacak” dememiş ama Silicon Valley diye başlıklar atılmaya başlanmış. Hewlett-Packard’ın kuruluşundan 50-60 sene sonra bugün bildiğimiz Silicon Valley olmuş. Herşey oradaki insanların, Basın ve Yayın kuruluşlarının kendi bölgelerine bir kimlik vermesiyle başlamış. İstanbul’un bir gün en önemli merkezlerden biri olmaması için hiçbir neden yok. Tek engel bizlerin özgüveni. Bakalım Digital Bosphorus ne olacak?

***

Gelelim İstanbul’dan bizim sektöre… Geçen haftalarda katıldığım tüm sohbetlerde 2012 değerlendiriliyordu. Ve 2013 için varsayımlarda bulunuluyordu. 2012 değerlendirmelerinde herkesin bakış açısı birbirine çok benzerken (ana konu başlıkları: Rocket, Yemeksepeti yatırımı, 2011’den daha zor bir sene), 2013 için beklentiler çok farklı.

 

Genel olarak 2013 değerlendirmeleri açısından sektörü iki gruba ayırmak mümkün. Bir grup umutlu olanlar (tabii ki ben bu gruptayım). Diğer grup ise artık eTicaret’ten bıkmış olanlar. Bıkmış olanların çok bir ortak noktası yok. İçlerinde eski oyunculardan daha sektöre dün katılanlar var. İlk bakışta aralarında ortak nokta sadece sektörden bıkmış olmaları. Ben şimdiye kadar eTicaret sektöründe bu bakış açısına şahit olmamıştım. İlginç oldu – artık bizim sektör de ergenlik çağından çıkmaya başladı diye düşünüyorum. Malum, ilk adımlar 2000’li senelerde atılmış. O zaman sabır ve ekip kenetlenmesi çok ön planda tutulan değerler. 2007 / 2008 senelerinde sektöre ikinci kuşak dediğimiz şirketler katılıyor. Onlarla beraber tüm sektör büyüyor ve 2010’da üçüncü bir kuşak eTicaret şirketleri kervana katılıyor. Genelde bunların büyük bir çoğunluğu niş şirketler. Ve zannedersem 2012 senesi zorlu geçen bir sene olarak, herkesin hevesini sınadı. Şimdi orta ve ufak boylu şirketlerin bir bölümünün kaybolmasına şahit olacağız. Belki araya bir iki tane büyük şirkette katılabilir. Zaten süreç başladı ve bunun maalesef buraya doğru gideceği çok önceden belliydi.

 

eTicaretin basit bir denklemi var: eTicaret = Finance for Survival, Marketing for Success – Yani bugünün eTicaret’inde pazarlamaya ayıracak bütçeniz yoksa veya insanlar sizin markanızı ağızdan ağıza yaymıyorsa, maalesef başarılı olamıyorsunuz. Diğer taraftan sermaye yapınız kuvvetli değilse veya masraflarınız çok yüksekse, şirket kapanma tehlikesiyle karşı karşıya kalabiliyor. Bu her zaman ve her sektör için geçerli olsa bile, 2013’te eTicaret için çok geçerli olacak.

 

2013 hacimlerin büyüdüğü, ama şirket sayısının azaldığı bir sektör olacak gibi. Kendini şişirmiş şirkelerin artık yeniden makul düzeylere geri döndüğü, servis kalitesinin çok geliştiği, cirolardan çok verimliliğin konuşulduğu bir sektör olacağız gibi. Aslında umutlanmamak elde değil. Merakla 2013’ün ilerleyen günlerini bekliyor olacağım.

 

 

YORUMLAR

  1. yusuf dursun

    açıcası beklentilerimin altında kalan bir yazı olmuş biraz daha detaylı içerik olsaydı daha iyi olurdu diye düşünüyorum . sanırım yeterli zamanınız olmadı bu yazıyı yazarken.

  2. şükrü

    Büyükpara+doğruekip=başarı
    ya da
    Büyükfikir+doğruekip= başarı
    ya da
    zatenyaptığıniş+e-ticaret=başarı(başarılı olduğun işini internete taşımak)

  3. Üzeyir

    Benzer bir bölgenin oluşması için lokasyon ve girişim sayısının belirli bir yoğunluğa oluşması gerekiyor. Bizim bölge biraz iyi bu konuda ve bu yoğunluğun faydasını görüyoruz ama henüz çok erken ve gelişim için girişimler dışındaki etkenlerin de özel olarak ilgilenmesi gerekiyor. Kargo fimaları için özel bir bölge ama bankalar ve diğer ticari etkenler için özel bir statüsü yok. Çok eksik var, çok zaman istiyor…
    Bizim bölge özelindeki durumu düşündüğümde, İstanbul için Silikon Vadisi gibi bir bölge çok zor…