Eğer her şey kontrol altında gidiyorsa, yeterince hızlı gitmiyorsunuz demektir

car-fast-speed-1356-525x350Başlık Mario Andretti‘ye ait – kendisi Formula 1 pilotu. 

 

İş hayatında hızlı olmanın yarattığı farka her zaman inanmışımdır. Hızlı karar vermek ve hızlı uygulamak gibi. Eğer hızlı olmanın dinamiklerine hakimseniz, elinizde inanılmaz kudretli bir silah oluyor.

 

Kurumsal hayatta çalışanlar bilir. Ortaya bir vizyon koyulur. Sonra ekipler üstünde çalışmaya başlar. İlk başta herkesin motivasyonu çok yüksektir. Herkes heyecanlıdır. Ne de olsa yeni bir vizyondan bahsediyoruz. Sonra aylar geçer, herkes toplantılar içinde kaybolmuştur. Karar vermek istemeyen yöneticiler, her toplantıda yeni analizler talep ederler. Süreç uzar mı uzar… Herkesin motivasyonu düşer ve vizyon hayata geçmez. Veya öyle geç geçerki, artık bir işe yaramaz.

 

Ama aynı süreç şöyle yönetilse… Vizyonun ortaya konulduğu gün, ilk kararlar alınsa… ondan bir hafta veya iki hafta sonra geri kalan kararlar alınıp, uygulama başlasa. Nasıl bir heyecan ve nasıl bir momentum yaratıldığı bariz bir şekilde belli oluyor, değil mi? Genelde başarılı startup’lar süreçleri böyle yönetiyorlar. Lütfen şimdi şunu demeyin: Ama orada bir iki kurucu hemen karar veriyor – büyük şirketlerde yapılar, hissedarlar, yönetim kurulları vs var. Doğru ama en baştaki kişi veya ekip hızlı karar veriyorsa,  inanılmaz bir fark oluşuyor. Steve Jobs bunun bir örneği. Veya Google.

 

Ben hıza çok inanan biriyim. Bana mail yazanlar bilirler. Genelde çok hızlı dönerim. Veya beni toplantılardan tanıyanlarda bilirler. Hızlı karar verip, hızlı uygulamaya çok büyük sempatim vardır. Hızlı olmanın büyük bir avantaj olduğuna gönülden inanıyorum.

 

Tabii ki her karar hızlı verilemiyor. Bir Termik Santral yapmak istediğinizde bunun kararını vermek mutlaka daha uzun bir zamana yayılacaktır. Bilmeniz gereken daha fazla detay olacak. Ama analiz zamanı bittiği zaman, böyle bir karar bile hızlı alınabilir. Burda işin zorluk derecesinden çok daha önemli bir faktör devreye giriyor. Karar verirken, benim her zaman kafamdan geçen bir konu “bu karar eğer yanlışsa, benim geri dönmemin maliyeti ne kadar?” sorusu… İşin temelinde bu soruya vereceğiniz cevap sizin hızınızı belirliyor. Eğer bir karar veriyorsanız ve bu karar neticesinde ortaya çıkan sonuç kötü olursa ve sizin kaybedeceğiniz birşey yoksa, bu kararı hemen verebilirsiniz. Eğer ama kararın sonucu sizin tüm sermayenizi eritecek cinsten bir sonuçsa veya devletin sizi mahkemeye verme gibi daha vahim sonuçlara gidebilecek bir potansiyeli varsa, o zaman bu kararı vermek hızlı vermek doğru olmuyor. İşin ilginç tarafı, verdiğiniz kararların en azından %80inin sonuçları sizin için kötü bir risk taşımıyor olacak. Yani verdiğiniz karar hatalı çıkarsa, süreci durdurmak ve başka bir karar ile değişik bir yöne gitmek dışında bir sorun olmayacak. Hiç bir şey gözyaşından daha hızlı kurumaz.

 

Ama karar veremiyorsanız…. karar vermek için çalışanlarınızdan her toplantıda daha detaylı analizler talep ediyorsanız (başka bir deyimle, karar vermemek için ek işler talep ediyorsanız)… bir kararı vermek için haftalar geçiyorsa ve sayısız toplantı yapılıyorsa… Geçmiş olsun diyeceğim. En güzel rakipler bu tarz rakipler oluyor. Böyle bir ortamda çalışıyorsanız, sizin de böyle bir ruh haline geçmeme şansınız kalmıyor. Onun için böyle bir ortamdaysanız, bir düşünün derim.

 

Hızlı karar verilen ortamlar kendinizi geliştirmek içinde çok doğru ortamlar. Momentum (mühendis arkadaşlar devinirlik diye de tabir eder) dediğimiz bir olay var. Momentum bulunduğunuz anın heyecanı (mühendis arkadaşlar kusura bakmasın, Newton’un ikinci yasasından bahsetmiyorum) diye tarif edilebilir. Siz de ve çevrenizde büyük bir motivasyon çemberi oluşturan, bir olaya veya bir fikre inandığınız için oluşan çember diyelim (süreçlerin veya olayların karizması gibi diyebiliriz). Kanımca momentum oluşturmak büyük bir liderlik sanatı.  Nasıl insanlar karizmatik bir siyasetçinin peşinden gidebiliyorsa, momentum oluştuğunda ekibiniz bu fikrin peşinden gidiyor. Bunun da anahtarı da hızlı karar vermek.

 

Hızlı karar vermekten çekinebilirsiniz. Eğer çekiniyorsanız bir hafta boyunca bir deneyin. Göreceksiniz, kararlarınızın çoğunluğu yanlış karar olsa da, geri dönülebilir kararlar oluyor. Zaten her gün hızlanan bir Dünya’da sizin de hızlanmanız gerekiyor.

 

 

****

 

 

“Bir yalan ne kadar hızlı olursa olsun, hakikat ona yetişip, geçer” (bunu da unutmayalım, bir Afrika atasözü)