Girişimciliğin kalbi cesaret: Girişimcilerin gerektiğinden fazla önem verdiği ve vermediği konular

photo-1428954376791-d9ae785dfb2dBir kaç tane şirket kurmuş, bir kaç tanesini satmış ve yine bir kaç tanesine yatırım yapmış biri olarak 2008’den beri tuttuğum notlarımı gözden geçirdim. Bilenler siyah defter diye bilirler… Herneyse son yedi senenin notlarını okuduktan sonra bazı konulara gerektiğinden daha fazla önem verdiğimi, bazı konuları ise yeterince önemsemediğimi gördüm. Başka girişimciler ile alakalı gözlemlerimi de eklediğimde, ortak bir şekilde bazı ana başlıklar görüyorum. Aşağıda bu konuları toparladım.

 

 

 

 

Girişimci olarak gerektiğinden fazla önem verilen 3 konu var:

 

 

Gerektiğinden fazla önem verilen en önemli konu yatırım duyuruları. Yani yatırım aldığınızda, sermaye arttırdığınızda hatta “exit” yaptığınızda Basın ve Yayın kuruluşları, sosyal medya vs ile paylaştığınız haberler. Markafoni’de ilk satış olduğunda (2011) ben de elimden geldiği kadar paylaşmıştım – daha sonrasında çok daha büyük bir suskunluğun içinde oldum. Bu haberlerle ilgilenen yatırımcılarınız ve rakipleriniz. Onlar için bu haberler hakikaten önemli. Tüm diğerleri için? Bence nispeten önemsiz. Yatırımcılarınızın zaten haberi oluyor… Sonuç olarak kendi egomuzu tatmin, rakiplerimizi bilgilendirmiş oluyoruz.
 ***
Gereğinden fazla önem verilen ikinci konu ise ortaklık ilişkileri. Ortak olduğunuz kişilerle kurarken çok iyi bir elektrik yakalıyor olabilirsiniz. Şirket büyüdükçe bu birliktelik değişebilir ve yeni rollere geçmek veya ayrılmak en doğru karar olabilir. Her şeyi ilk baştaki gibi aynı düzeyde tutmaya çalışmayın – bence bu herkesi gerektiğinden fazla yıpratan bir süreç olur. Let it go.
 ***
Üçüncü konu ise fikir. “Uygulaması olamayan fikrin değeri yok” – aklınıza çok güel fikirler de gelse, bunları not edip, yakın bir zaman içinde hayata geçirmediğinizde, hiç bir değeri kalmıyor. Genelde fikirlerinize çok aşık olmayın.
 —

Girişimcilerin yeterince önem vermediği 3 konu ise:

 

 

En önemlisi istihdam süreci. Kaliteli, şirketin ruhunu anlayan IK’cılar tarafından yürütülen bir istihdam süreci kadar uzun vadeli bir yatırım yok. Bunun tam tersi doğrudan patronun işe aldığı insanlar. Tabii ki CEO’da belirli pozisyonları görsün, bazılarında son karar onun olsun.  Ama IK’nın sürdürülebilinir bir süreç olması kadar önemli bir yatırım yok. Dünya’da bunu çok büyük bir başarıyla uygulayan mesela Google var. Markafoni’yi zamanında Markafoni yapan unsurlardan biri de buydu, onu da söylemiş olayım (emekleri geçen “S’lerin” hepsine büyük teşekkür ediyorum). Bir şirket kültürün oluşması için yaratılan altyapı zaten bu yoldan geçiyor.
 ***
Girişimci olarak ilk başlarda yeterince prim vermediğiniz konulardan bir tanesi ise etrafınızda size ilham verecek, danışmanınız olacak insanların olması. Hele başarıyı yakaladığınızda ve şirketiniz deli bir büyüme hızına girdiğinde her şeyden daha çok bu tarz insanlara ihtiyacınız oluyor. Benim Markafoni’de üç tane böyle danışmanım oldu, birincisi Markafoni kurulduğundan önce de yanımdaydı ve ilk yatırımcılarımızdan biri oldu (Klaus). Diğer ikisi de daha sonra hayatıma girerek, çok konuda bana yardımcı olmuşlardır. Üçüde “danışman” sıfatıyla hayatıma girmedi – zamanla gelişen bir süreç içinde bu rolü hakettiler. Bugünkü kafam olsa, ilk günden çok daha açık olurdum ve doğrudan danışman (advisory board veya ismini ne koyarsanız) statüsünde değerli 1-3 kişiyi etrafımda tutardım.
 ***
Kanımca yeterince değer verilmeyen bir başka konu ise “aynı anda bir kaç topu havada tutmak“. Normalde kitaplarda, makalelerde veya kurumsal dünyanın temsilcileriyle konuşurken, size en çok söylenen kelime odaklanmaktır (“focus”). Herkes sizin bir konuya, bir projeye veya bir işe odaklanmanızı ister. Bu bazı zaman doğru da olabilir – ama ben bunun bir girişimci için doğru olmadığını düşünüyorum. Girişimci aynı anda bir kaç konuyla ilgilenebilmeli, perspektif açmalı, denemeli, düşmeli ve yeniden kalkmalı. Bunlar asıl yaratıcılığı getiren hareketler. Tabii ki onun yanında belirli konulara odaklanan insanlar (profesyoneller veya ortaklar) olmalı. Ama ben şahsen tercihimi aynı anda bir kaç konuyla uğraşmaktan yana kullanırım.
 ***
Bir tane de deneyim paylaşmak istiyorum: Yanınızda çalışanların  her sorununa ortak olmayın. Her ego titremesinde onların ellerinden tutmanız gerekmiyor. Ben bu hatayı çok yapmışımdır ve uzun vadede iki tarafa da bir şey kazandırmadığına şahit oldum.
***
***
“Çevrenizdeki insanların söylediklerine değil, yaptıklarına bakın”

YORUMLAR

  1. Ozan İlginoğlu

    Yazınız için teşekkürler. Biz de girişimci sorunu yok, biz de girişimcileri yaşatmama alt yapı sorunu var. Aylar önce “Yeni Türkiye’de internet girişimcisi olsan kaç gün yaşarsın?” diye sormuştum kendime….

  2. Şafak Tozar

    Yazıyı baştan sonra okudum. “Focus” olayına bakış açınıza kesinlikle katılıyorum. Bir girişimci, aynı anda birden fazla işi yürütebiliyor olmalı. Yoksa girişimci olamaz.

  3. ümit

    sina hocam çok teşekkürler değerli paylaşımlarınız için saygılar