Girişimcilik 2015

BigJump2014 Aralık’ta Endeavor Yunanistan’ın davetlisi olarak Atina’ya gittim ve orada Endeavor Yunanistan’ın ikinci yıldönümü kutlamasına katıldım. Ve girişimcilik ekosisteminin bizim gibi gelişmekte olan ülkeler için neden önemli olduğunu anlatan bir konuşma yaptım. Tek yabancı ben olmama rağmen, açılış konuşmalarından bir tanesini ingilizce yaptılar. Bu güzel jest sayesinde, konuşmayı izleyebildim. Bu konuşmadan ufak bir detayı paylaşmak istiyorum: Endeavor Yunanistan ilk iki senesinde desteklediği girişimciler sayesinde 3500 yeni iş yeri yaratıldığı. Bu sayı size ilk bakışta çok düşük gelebilir ama son iki senede %20 kadar ufalan bir ekonomiden bahsediyoruz – onun için bence çok ama çok önemli bir veri.

 

Aslında aynısı ABD için geçerli. Son beş senede ABD’de yaratılan yeni istihdamın tamamı son 10 senede kurulan şirketler tarafından yaratılmış. Girişimciliğin en büyük değeri istihdam yaratması. Diğer boyutlarını konuşurken bu detayı yeterince vurgulamıyoruz. Onun için tüm dünyada girişimcilik en önemli konulardan biri olarak ele alınıyor.

 

Peki, 2015’te Türkiye’nin geldiği düzey nedir? Biraz bunun üzerinde düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. Elimizde tabii ki sağlam bir veri kaynağı yok, mesela Türkiye’deki girişimci sayıları veya yaratılan istihdam gibi. Ama girişimciliğin gelişme düzeyini anlatabilecek destekleyici veriler mevcut. Onlardan yola çıkarak, geldiğimiz düzeyi tartışalım…

 

1. Türkiye’nin gelişmiş ve üç boyutlu bir ekosistemi var
Girişimcileri eğitim ile destekleyen yapılar mevcut (örnek: eTohum veya Girişim Fabrikası). Girişimcileri netwörk ile destekleyen yapılar mevcut (Örnek: Endeavor veya eTohum) ve üçüncü boyut olarak girişimcileri maddi olarak destekleyen yatırım ağları mevcut (örnek: Galata Business Angels veya BIC). Bu üç boyutun ortak özelliği hepsinin girişimcileri desteklemesi – yani girişimciliğe karar vermiş insanlara maddi veya eğitim veya network olarak desteklemesi. Bunların dışında 2014’te kurulan Türkiye Girişimcilik Vakfı var. Kısa ismi GirVak olan bu Vakıf daha girişimci olmamış ama girişimciliğe yatkın ve ilgili gençleri destekleyen bir vakıf. Tüm ekosistemi tabiri caizse aşağıdan besliyor olacak (grassroots). Ekosistem açısından bir eksiğimizin olmadığını düşünüyorum. Tam tersine çok geniş bir yelpaze oluşuyor: Üniversitelerde girişimcilik kulüplerini, hızlandırıcı veya kuluçka merkezlerini de dahil edersek, her gün gelişen bir ekosistemin ortaya çıktığını görüyoruz.

 

2. Türkiye’nin toplumsal değerlerinde girişimcilik bir değer olarak görülmüyor
Ben ailemden “oğlum büyünce girişimci ol” diye bir şey duymadım. Türkiye’de genelde böyle olduğunu düşünüyorum. Liselerde girişimcilik hakkında ders olduğunu daha duymadım. Zaten girişimcilik tabiri son beş ila yedi senede sıklıkla kullanılmaya başlandı. Ama şundan eminim: Girişimcilik toplumsal değerler arasında yükselmekte ve her kesim açısından başarılı bir girişimin ülkeye kazandırdığı (istihdam, teknoloji, prestij veya yatırım) değerler takdir edilmekte. Şu an girişimcilik kültürü başarılı rol modelleri sayesinde yayılmakta. Örneğin 2011’de Gittigidiyor’un eBay’e ve Markafoni’nin Naspers’a satılmaları, eTicaret alanında inanılmaz bir girişimcilik furyasının başlangıcı oldu (bu iki örneği hala bu ülkenin gördüğü en yüksek iki exit oldukları için veriyorum). Diğer alanlarda da başarılı örnekler çıkmaya başlayınca, ilgi alanları oralara kaymaya başladı (örnek: Pozitron’nun Monitize’a satılması mobil yazılım geliştirme alanında yeni rol modelleri yarattı). 2015’te daha başarılı rol modelleri ve onların hikayelerinden aldığımız ilham ile devam edeceğiz. Hedefimiz gençlerin girişimciliği alternatif bir kariyer yolu olarak benimsemeleri olmalı.

 

3. Girişimcilik finansmanında Türkiye çok zayıf
Silikon Vadisinde iyi bir girişiminiz olduğunda, girişimci yatırımcısını seçer. Türkiye’de tam tersi – yatırımcı seçer. Türkiye’de Melek yatırımcı sayısı 300 – 500 arası tahmin ediliyor. Bu tabii ki çok az ve devlet tarafının sunduğu dünya standartlarındaki altyapıya rağmen (BKS), melek yatırımcıların sayıları daha düşük kaldı ve yavaş gelişiyor. Risk Sermayesi şirketlerinin (örnek: 212, Revo, Earlybird) sayısı ve yatırım meblağları Türkiye gibi bir ülke için düşük kalıyor. Dar bir finansman yapısı, doğal olarak girişimcilerin hareket alanını daraltıyor: Yeni kurulan şirketler için finansman bulmak ciddi bir uğraş haline geliyor. Buradan doğan sıkıntılar dolayısıyla havlu atan bir hayli girişimci var. Finansman boyutu değişmediği sürece, Türkiye’den başarılı örneklerin çıkması zor. Ama 2014 Türkiye’ye finansman alanında çok önemli bir platform getirdi: Borsa İstanbul’un Özel Pazarı. Kapalı bir sistem olarak çalışan (halka açık değil – girişimcilerin ve yatırımcıların bir kayıt ve kabul sürecinden geçmesi gerekiyor) bu Özel Pazar, en az 6 aylık en fazla 5 yıllık şirketler için ciddi bir yatırım bulma platformu. Uzun vadeli baktığımızda, buraya yabancı yatırımcıların da alınacağını varsayarsak, son derece kuvvetli bir yapı oluşabilir ve ülkemizdeki finansman dar boğazını aşmamızda önemli bir adım olabilir.

 

***

 

Girişimciliğin daha geniş kitleler tarafından benimsenmesi ve toplumsal olarak desteklenmesi için, atılması gereken önemli adımlar var:

 

IMG_45271. Lise ve üniversitelerde girişimcilik dersleri, girişimcilik kültürü ve benzeri eğitim faaliyetlerini kuvvetlendirme – ve bunu yaparken eğitim programlarının öğretmenlerle girişimciler tarafından tasarlanması gerekiyor. Beraber daha güzel sonuçlar ortaya çıkartabiliriz. Kaldı ki, Pisa testlerinde 65 ülke arasında 45ci sıradayız – onun için eğitim girişimcilikten de çok daha önemli.

 

 

IMG_44622. Günümüzün girişimciliği büyük bir ölçüde teknolojiye dayanıyor. Bir internet sitesi veya mobil yazılım örneklerinde bu aşikar da olsa, diğer tüm alanlar için geçerli. Restoran da açsanız, yeni bir perakende zinciri de kursanız, teknoloji olmadan başarılı olmak imkansız. Onun için sadece yazılımcı yetiştiren üniversitelere ihtiyacımız var. bunun örnekleri Avrupa’da ortaya çıkmaya başladı. Bir üniversite hayal edin – tek bir fakültesi var ve sadece bilgisayar mühendisleri yetiştiriyor. En azından bir tane bu tarz üniversitenin kurulması, girişimcilik için önemli ama ülke için daha da önemli olacak.

 

Flamingo3. İstanbul’u bir start-up merkezi haline getirmemiz lazım. Bu sadece kuluçka merkezleri ve tekno parklar kurarak olmayacak -buraya yeni bir anlayış gerekiyor. İstanbul’un bir start-up merkezi olması için yeni bir anlayış gerekiyor: Sadece Türkiye’den değil, yurtdışından da genç girişimcileri akın akın İstanbul’a getirecek bir anlayış. Bunun için bürokratik adımların hızlı aşılabildiği (yabancılar için de – oturma ve çalışma izinleri gibi), kültür ve sanatın da desteklendiği bir ortam yaratmamız gerekiyor. Şehir olarak İstanbul’un cazibesi zaten tartışılmaz. Eğer İstanbul bunu yapamıyorsa, İzmir her zaman bir alternatif olabilir. İstanbul’da başarılı olursak, aynısını Güneydoğu’da yapmamız gerekir – örneğin Urfa veya Diyarbakır’da.

 

nsmu9y9ei4xdmuwcovdn4. Vizyoner projelerle sağlam bir altyapının kurulması gerekiyor. İstanbul’da 1000 start-up’ı bünyesinde barındıracak bir merkezin kurulması bu anlamda çok büyük bir vizyonun göstergesi olabilir: 1000 start-up İstanbul projesi diye hayal edin. Lütfen “bizden bu kadar start-up çıkmaz” demeyin. Vizyonu doğru çizersek, çıkar. Neden 1000 start-up şirketini tek bir yerde toplamak gerekir? Öncelikle dünyada örneği olmayan bir proje. Üçüncü havalimanı veya Kanal İstanbul nasıl konuşuluyorsa, böyle bir bina ve böyle bir fikir aynı şekilde konuşulacak. Vizyonlar böyle başlıyor. Bir fikrinizin olduğunu düşünün ve ertesi gün size bir ofis veriliyor ve etrafınızdaki herkes aynı durumda – buradan çıkacak sinerjileri düşünmek bile heyecan veriyor. Artı, dünyada bir ilke imza atmış oluruz. “1000 start-up İstanbul” projesinin yönetimi de STK’lar tarafından (ekosistem içindeki) yürütülmeli ki, değişime hızlıca ayak uydurabilsin.

 

Girişimcilik 2015’te toplumun her kesimi için heyecan vermeye devam edecek – 2015 sonunda gelişmeleri hep beraber değerlendireceğiz.

 

***

 

“Girişimciliğin kuvvetlenmediği Türkiye, kendisine tek ayakta durma cezası vermiş bir ülke olur”

YORUMLAR

  1. veritas

    selam,
    tespitler güzel ama eksik,türkiyenin partizan ekonomisi ve siyasi dünyası değişmedikçe girişimcilik gerçekten yetenekliler için sadece bir özlem olarak kalacaktır. Hep ben kazanayım diyen bir kültür bunu başaramaz.Türkiyenin önce kültürünü sonra eğitimini sonra da siyasetini ve en son da altyapı ve girişimciliği baştan yapılandırması gerekli. bu yapılmadığı sürece kendini kurtarmaya çalışan voleyi vurmaya çalışan kişilerden öte gidemeyeceğiz. plaza hayatı geçici artık girişimci olalım demekle olmaz bu işler. nerede bilim nerede matematik nerede fizik?…bunlar olmadan yeni bilgi üretmeden teknoloji üretemezsiniz anca kopyalama tekrarlama yaparsınız ki bu bir katma değer değildir.

    güzel yazı ama dediğim gibi eksik.

  2. Cihan Geyik

    Girişimciliğin gelişmesi için öncelikle yatırımların ve yatırımcıların daha da artması gerektiğini düşünüyorum.Melek yatırımcılar tarafından yapılan yatırımlar yok denecek kadar az. Unutmamak gerekir ki bugünün girişimcileri yarının yatırımcıları olacaktır. @SinaAfra

  3. Salih Yunus Gündüz

    Yazı çok başarılı.Ama eklenmesi gereken bazı şeylerin olduğunu düşünüyorum.Elbette katma değeri en yüksek sektör yazılım ama start-up ların yönünü biraz da Türkiye’nin sahip olduğu alanlara kaydırmamız gerekmez mi? Mesela tarım alanlarına.Eğer Hollanda,lale üretimi için çok iyi bir teknoloji kullanabiliyorsa biz bu neden kendi ülkemizin tarım alanları ve yetiştirilen ürünleri için kullanmayalım? İnanıyorum ki bunlar için de birşeyler yapılabilir.

  4. Erdi Çatan

    İnternet girişimciliği açısından Türkiyenin tartışmasız önde gelen kişileri arasında yer almaktasınız. Ve E-ticaret ve dijital pazarlama alanlarında oldukça deneyimli bir kişi olduğunuzu ve bu bilgi ve birikiminizi sadece blog veya sosyal medya kanallarınden ziyade bir kitap haline getirerek tecrübelerinizi aktarmanız gerektiğini düşünüyorum. Umarım çok yakında bu içerikte bir kitap yazmanız temennisini dilerim.