Most Viewed Posts
- Markafoni Plaza 16,695 views
- Why Turkey is hot 14,695 views
- Türk internetinin yeni kirilma noktasi 2011 ve Melekler & Seytanlar döneminin baslangici 9,154 views
- Infografik Markafoni 9,067 views
- The Turkish eCommerce – “The Return of the Ottoman will be virtual” 8,755 views
- Orkun Tekin: 2010 cesaret ve vizyon mesajlarının yerine ulaştığı seneydi 8,240 views
- Serdar Kuzuloğlu: Bakkal amca, şekerin var mı? 8,104 views
- Av Mevsimi: Grup Satınalma 2011 8,018 views
- Groupon – Türk Internet’inin atesle imtihani 7,725 views
- 2011 – Şampiyonlar Ligine girdiğimiz sene 6,593 views
Blogroll
Recent Comments
- E-Ticaret on The Turkish eCommerce – “The Return of the Ottoman will be virtual”
- Caner on The Global Flash Sales Industry: “the Usual Suspects are not from the US”
- Sina Afra on The Global Flash Sales Industry: “the Usual Suspects are not from the US”
- Sina Afra on The Global Flash Sales Industry: “the Usual Suspects are not from the US”
- Caner Bilici on The Global Flash Sales Industry: “the Usual Suspects are not from the US”
Tags
2010 Alkupon Australien Aytug Igneli Birlikol Brandsclub Burak Büyükdemir Burak Hatipoglu Caglar Erol Citydeal Clubkupon Deutschland eBay eCommerce Ekoloni Erdem Yurdanur Ersan Özer eTicaret Facebook Flash Sales Galata Gilt Girisimcilik Google Groupon Grubal Grupanya Grupfoni Hanzade Dogan Internet Istanbul Markafoni Markapon Nevzat Aydin New World Private Shopping Sehirfirsati Türkei Türkiye trendyol turkey Unternehmertum USA Yatirimcilar yemeksepeti

Amazon bir Türk sirketi olsaydi…
E-ticaret denilince genelde insanın aklına ilk gelen başlıklar; sanal ortamda satış, güven, güvenlik, hacimler, pos oranları veya ürün kalitesi oluyor. Ülke bazında girişimcilik ve yatırımcılık konuları işleniyor. Ama gelişmiş bir e-ticaret pazarı olmak için ne online kullanıcı sayıları ne de ticaret hacimleri yeterli olabiliyor. Sonunda e-ticaret çarkı da sermaye ile döndüğünden, sermayeye ulaşan ülkelerin e-ticaret siteleri de çok daha büyük başarı hikayelerine imza atıyor.
Ufak bir örnek vermek gerekirse, Amazon’u ele alabiliriz. Amazon, kuruldugu günden beri e-ticarete sayısız yeni uygulama ile katkıda bulunmuş bir sirket. Yarattığı arama motoru olsun ya da one click buy gibi satın almayı hızlandıran ve kolaylaştıran ürün geliştirmeleri olsun, her zaman belli standartları ortaya koymayı başarmış bir şirket.
Diğer taraftan elindeki sermayeyi de çok iyi değerlendirmiş bir şirket. Kuruluşundan beri 50‘ye yakın internet şirketini satın aldığını biliyor muydunuz? En son örnek Zappos.com oldu; toplam 920 milyon dolara Amazon tarafından satın alındı. Bu örnekten yola çıkarak ne kadar yeni fikrin, geniş bir ürün yelpazesinin ve teknolojinin Amazon’a katildigini tahmin edebiliyorsunuzdur. İnsanın içinden „paranın gözü kör olsun“ demek geliyor ama bir başka şirketi satın alabilme sermayesine sahip olmak benim açımdan önemli bir rekabet avantajı. Bunun da anahtarı, bir ülkedeki sermaye alt yapısının nasıl olup olmadığıyla yakından ilişkili. Ülkemizin nispeten zayıf bir sermaye alt yapısına sahip olması, her ne kadar yatırımcılık ve özveri olsa da, bir internet şirketinin gelişmesini menfi şekilde etkiliyor. Belki Türkiye’den dünyada zirveye oynayan bir internet şirketinin çıkmamasının ana nedeni de budur. Eğer Amazon kazara Seattle’da değil de, İstanbul’da kurulmuş olsaydı, herhalde Türkiye sınırları dışında kimsenin tanımadığı, kendi yağında kavrulan bir şirket olarak ayakta kalabilirdi. Belki Amazon’un bir Türk şirketi olması sadece Kindle’in Türkiye’de de satılmasını sağlardı. Ama Amazon bir Türk şirketi olsaydi, Kindle ortaya çıkar mıydı?
Birgün Türkiye’de de internet şirketlerinin borsaya kayıtlı olduğu günleri göreceğiz. Belki bunun için yeni bir borsa yaratmamız gerekecek. Ama exit dediğimiz olanakları ülkemizde yarattığımız anda, hem dünyaya meydan okuyan şirketler ortaya çıkacak hem de yeni kurulan şirketlerin niceliği ve niteliği artacak.
Darısı Türk Amazon’ların başına…