Sosyal Medya 1 – Basın 0

Dünya’nın her türlü Sosyal Medya’sına katılım oranımız çok yüksek. Facebook, Twitter, Foursquare, YouTube, Pinterest veya İnstagram’da genelde en aktif ülkeler içindeyiz.

 

TWitter 2013

 

Türkiye’de Sosyal Medya kullanımının bu kadar yüksek olması genelde halkımızın yaş ortalamasının düşük olmasından ve sohbete olan sempatisiyle açıklanırdı. Ama sadece bu iki neden olmadığını en geç Gezi Parkı olaylarından sonra anladık. Sosyal Medya insanların bireysel bir medya gücü olmasını sağlıyor. Herkes birdenbire bireysel gazete, bireysel TV kanalı, bireysel haber ajansı olabiliyor. Ve bu güç milyonlarca kişinin arasında paylaşıldığından, kontrol edilmesi imkansız bir güç haline geliyor.

 

 

facebook 2013

 

Türkiye’de Basın Yayın mensuplarının konumu da değişti. Bir çok gazeteci artık sosyal medya üzerinden gazetesiyle ulaşamadığı kadar insana ulaşıyor ve onlarla son derece güzel karşılıklı bir iletişim içinde. İşlerini kaybeden gazetecilerin zaten mesleklerini başka yerde yapmaları mümkün değil. Onlar da Sosyal Medya üzerinden gazetecilik yapmaya devam ediyorlar. Bu gelişme Türkiye’ye özel. Belki ABD’den sonra dünyanın hiç bir yerinde bu kadar gazeteci Twitter’ı  bu kadar profesyonelce kullanmıyordur. Bu da genel olarak Sosyal Medya’ya ve özellikle Twitter’a kaliteli içerik katmaya başlıyor. Kendimden bir örnek vermek gerekirse, televizyon zaten seyretmem ve Türkiye’deki yazılı basına da güvenimi kaybettikten sonra, benim ana haber kaynağım Sosyal Medya oldu. Genelde haberlere buradan daha hızlı ulaşabiliyorum.

 

 

BYfBxbwIgAAZZGlGazetecilerin Twitter’ı bireysel kullanmalarından büyük zevk aldıklarını düşünüyorum. Tamamen topluma ve kendi vicdanınıza karşı sorumlusunuz – aslında en kutsal kombinasyon. Ama sadece Twitter üzerinden – her ne kadar takipçiniz olsa da – kiranız ödenmediğinden ve karnınız doymadığından, çoğunun gazetelerde kalması gerektiği aşikar. Türkiye’de işten çıkartılan gazeteciler fenomeni olmasaydı, bence Twitter’da kaliteli içerik üreten insan sayısı daha az olacaktı. İlginç bir etkileşim, aslında o gazetecileri işten çıkartırken amaç bu değildi diye düşünüyorum.

 

Sosyal Medya’da samimiyet çok net ve kısa bir sürede belli oluyor. Samimi olamayan insanlar genelde takma isim arkasında saklanıyorlar veya yazdıkları tek bir bakış açısından “o bakış açısında olmayan herkese” saldırıyorlar. Aynı şekilde kendisini daha uyanık sanıp, sosyal medya’yı reklam amaçlı kullananlar da samimi bir hava yakalamıyor. Samimiyet “sürdürebilir izlenebilmek” için ana kriter. Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül Twitter’da samimiyet için güzel bir örnek (@cbabdullahgul). Zannedersem yazdıklarının çoğunu kendi yazıyor. Başka güzel örnekler Murat Menteş (@Muratmentesh) veya Simto Alev (@simtoalev). Ortak noktaları samimiyetleri. Ve uzun süreli Sosyal Medya ilişkisi sadece böyle kuruluyor. Sizin adınıza başkası yazarsa da, olmuyor.

 

Sosyal Medya’nın sınırları ve gümrükleri yok – Yazılan bir yazıyı anında paylaşıyorsunuz, bir resim bir kaç dakika içinde dünyanın en ücra köşesine ulaşabiliyor. Sizin yazdığınızı yurtdışındaki herkes okuyabiliyor. Tek dikkat edilmesi gereken kural karşılıklı saygı ve hoşgörü. Yani “offline” dünya’da hangi kurallar geçerliyse, burada da geçerli olmalı. Ne daha fazlası ne de eksiği.

 

Uzun lafın kısası, Sosyal Medya Türkiye’nin dördüncü gücü haline geldi. Sanırım herkes bunun farkında, onun için zaten Sosyal Medya baş belası oldu. Kontrol altına alınamayan bir dördüncü güç kadar ülkeye faydalı olabilecek az olay var.

 

Özel hayata saldırı olan Kızlı Erkekli tartışmasının yayılmasının ve bu kadar tepki toplamasında, Sosyal Medya, Basın Yayın kuruluşlarından daha iyi bir görev yaptı. Gezi Parkında da öyle. Aynı şekilde çok daha ufaklı büyüklü  konularda da Sosyal Medya önde gidiyor. Hele yurtdışında bunun nice örnekleri mevcut. Ülkemiz için dördüncü bir gücün olması her açıdan iyi.

 

Yasaklar ve kısıtlamalarla bunun önüne geçmek artık mümkün değil.

 

 

Not: Atatürk resmi Ryan Simmons’un eseridir ve İstanbul Contemporary’de sergilenmiştir. 

YORUMLAR

  1. Fatih

    Bahsettiğiniz gibi bilgiye çok hızlı ulaşıyoruz ancak dezenformasyona da o kadar açık bir dünya.. Yanlı habercilik burada da faaliyette ne yazık ki, nasıl basılı yayında millet tarafı olduğu yayını alıp okuyor burada da kafasına denk insanları takip ediyor, doğruda olsa bir başkasını hazmedemiyor… İşin karanlık tarafına dair önerebileceğim bir yazı.. http://hakank.com/ne-bilmek-istedigini-biliyorum/

  2. Fırat

    Hükümetin bununla ilgili de bir çalışması var, sanal mitingleri düzenlemeyi planlıyorlar. Ayrıca sosyal medyada gündemi belirlemek adına bir ekip kurduklarını da açıkladılar. Yani artık orası da kontrol edilemez bir alan değil 🙂

  3. modaco

    almanya, kanada ve italyayı geçmemiz beni şaşırttı açıkçası